Dil Öğrenimi - Dil öğreniminde karşılaşılan zorluklar - TÜRKÇE - İNGİLİZCE -FRANSIZCA.İSPANYOLCA Hachette. Oxford University Press. Tepe Yayınları. TDK. Kaynak olarak alınmıştır. Yazılar tarafımdan yazılmaktadır.
YABANCI DİL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YABANCI DİL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Ocak 2013 Salı
Sorular
Her gün arayanlar listesine bakıyorum. Nelere istek var. Bir sıralama yaptım. Bazılarını anlatmışım ama, “Tok açın halinden anlamaz.” misali, pek küçümsediğim yerler olmuş. Takipçileri de güldürmeyelim derken büyük yanlış yapmışım. Artık her soruyu dikkatle tarayıp cevaplıyacağım. Çok bilenler alınmasın. Şunu da öğrendim ki; bu iş sıralı bir kitap değil, bir başvuru kaynağı. Ne istediğini yazıyorsun arama motoru seni yönlendiriyor. Lütfen içeriklere fazla takılmayın. Ömür oldukça; basit, zor, karmaşık demeden yazacağım. Selamlar.
İngilizce ve Fransızca konuşulan yerlerde yaşayan kardeşlerim sorularıyla yönümüzü belirleyeceklerdir. Lütfen yakınlarınıza da ulaştırın.AB.
10 Ocak 2013 Perşembe
OLUR OLUR
Olur, olur.
Bütün canlılar iletişim içindedir. Göremesek, anlayamasak da iletişim içinde olduklarını biliriz. Bunu hissederiz. Çiçek, balık, kuş...Bilinçli veya tepkisel, sonuçta bir iletişim var. İhtiyaçlar bunun boyutunu ortaya çıkarıyor. Daha küçük organizmalar, daha az ve sadece ihtiyaçları kadar iletişim kuruyor. Yüksek organizmaların zihinsel faaliyetleri de yüksek olduğundan; çevreleri daha geniş, ilgileri daha fazladır. Bu çeşit zenginlik iletişimin boyutunu belirler. Daha çok görür, daha çok düşünürüz. Bu da dil olarak ortaya çıkar.
Dil; ölçüleri, kıstasları olan bir kurumdur. Farklı konular görürsünüz. "Hayvanların Dili”, ”Sayıların Dili”, “Renklerin Dili”. Özetle dil bir mesajın aktarılmasıdır.”Taşların Dili” diye bir yazı okudum. O kadar çok şey anlatıyorlar ki. Konuşmuyorlar, yazmıyorlar, el-kol hareketi yok. Biz, onları algılıyoruz. Beslediğimiz hayvanın temel ihtiyaçlarını anlıyoruz. Sadece hareket bunu bize anlatıyor. “Kokuların Dili” Tabi mecaz fakat mesaj var. O zaman dil de var. Bu dili öğrenmek için çaba harcıyoruz, gözlem, deney yapıyoruz Menekşe rahatlatır, erguvan hatırlatır...Birileri uzun yıllar çalışmış bilgiyi bize sunmuş. Biz de onu aklımızda tutuyoruz. Açıkça ezberliyoruz. Sonra hatırlıyoruz, ne dediğini anlıyoruz. Önceden öğrenmesek, menekşenin mesajından haberimiz olmaz. Kelimelerin mesajını almak için; sistemli, istekli, düzenli çalışmak gerekir.
Menekşeyi, gülü farklı zamanlarda gözlersek öğrenmeye başlamış oluruz. Sayı 50-100 olduğunda hala” öğrenmekteyiz” dir ama artık “biliyor” diye adlandırılırız. Tamamını bir uzman bilebilir. Benim ihtyacım yok. Bilmeme gerek yok. İhtiyacım, merakım bunun ölçüsünü belirler. Tamamını öğrensem bile, sonra unuturum. Unutmak bir ”nimet” tir. Yaşamınıza bir bakın ve unutmadığınızı düşünün. Hiç acı, keder, üzüntü yok mu?
Unutmayı kabullenmek gerekir. Unutmamız çok normal. Devamlı görüştüğümüz kimseleri unutmayız. Bir defa selam verip geçtiğimiz bir kişiyi, bir zaman sonra ismen de, şahsen de hatırlamayız.
Sanırım mesajı aldınız. Olur, olur.
KORKAK

Başlığa bakıp aldanmayın. Bu söz size değil. Eylemleri anlatırken kullanıyorum. Anlatıma çok faydası oluyor. Konuyu kısa tutalım. “I go.” Giderim. Bir şey ifade ediyor mu? Evet. Bir eylemi şahsı ve zamanı ile birlikte anlatıyor.” Ben giderim.” Eksik. Nereye? “ to school “ ekleyeceğiz. Ama merak edilen bu :- TO- Şimdilik ne olduğunu öğrenmeye gerek yok. Ayrı bir konu. “KORKAK” kelimesine geri dönelim. Bazı eylem adları korkaktır. Tek başına olamazlar. ( Adı neyse. “bilmemne korkusu.”) Mutlaka bir arkadaş alırlar. Bizde birlikte ezberleriz.”Go” hayır ”go to”. Bitti işte öğrendin. Sadece bu mu? Değil. Sıkı durun: Go ahead-go away-go back-go back on-go down-go for-go in for-go into-go off-go on-go out-go over…Bitti mi? Hayır.Valla bir yarım sayfa daha var. (Sadece go ile.) Bunların hepsi başka anlamı olan, başka fiiller. Olaya böyle bakarsanız kolay olur. Sırası gelince, rastladığınızda öğrenirsiniz. Şunu söylemek istiyorum; fiili ekiyle ezberle .”pay back , pick up". Birkaç örnek. Çok okumaya çalışın. Çok örnek bulacaksınız.
Oxford University Press.Tepe Yayınları. Kaynak olarak alınmıştır. Yazılar tarafımdan yazılmaktadır.
SEVERSEN

Başlıktan belli. Bazı öneriler verilecek. Doğru olmayabilir. Veya size göre doğru olmayabilir. Ama bir öneridir. O nedenle;” seversen.”
Sözlük: Bilinen en sevimsiz malzemedir. Bakması angaryadır. İnsanlar üşenir. Yanındakine sormayı tercih eder. Her zaman yanınızda bulunmaz. Roman gibi alınıp boş zamanlarda (uygun zamanlarda) okunmaz. Demektir ki; çok önemli olmazsa olmaz. En büyük yardımcımız. Hepimizin bir bilgisayarı var.- Burada olduğunuza göre.- Sağ kulakçık. Şak anlam karşında. İki kelime birden hem orijinali hem anlamı on kere (sayı sana kalmış) tekrarlanır. Asla bir yere yazılmaz. Yazmak güven verir, beyni rahatlatır. Yazmazsan panikler, unutmamak için ezbere yönelir. Doğrusu cümleyi ezberlemektir ama sadece kelime edinilmesi gereken durumlar da vardır.
8 Ocak 2013 Salı
Dil Öğrenmek İçin

Dil öğrenmek için:
Dil öğrenmek için bir başkasının sizi yönlendirmesinden çok, kendiniz bazı kararlar alın. Önceliği siz belirleyin. Öncelik sıralaması yapın. Günlük yaşamdan başlayın. Uyandığınız zamandan başlayarak gün içinde yaptığınız bütün etkinlikleri not alın. Bir günde yapmanız şart değil. Zaman konusunda patron sizsiniz, sizi zorlayan yok. Bildiklerinizi karşılarına yazın. Bilmediklerinizi öğrenin. Sınırlama, zorlama yok. Ama gene de biraz heyecan olsun. Çok salı - vermeyin. Sonra bunları ezberleyin. Zaman, renk, sayı, hava zaten bunlar listede olacak. Sadece yaşadıklarınız.
Bu gün programda zaman var. Siz karar veriyorsunuz. Zamanı öğreneyim diyorsunuz. Kitaplar var. İnternet var...Saat şöyle sorulur diyecekler cevabı da bu. Saatte -at, günde -on, günün dilimlerinde _in kullan diyecekler. Bitti. Ertesi, veya uygun olan başka bir gün renkler örneğin. Karar gene senin. Nasıl sorulur, nasıl cevaplanır. Listeyi tamamladıysan. Artık o dilde yaşayabilen bir kişi olacaksın. Nasıl?
Kendi kendine konuşarak. Her yaptığını dillendir. I am walking now. I am watching tv.I was very busy. I have got....Bunu yapmak için biraz alt yapı olacak. Şimdi, geçmiş, gelecek diyecek kadar zaman bilgin olsun. Kuralları anlaşılır. Öğrenilebilir. I am cleaning, I clean, I cleaned, I will clean sana bir şey anlatıyorsa tamam. Konuşmak düşünmektir. Biz öğrendiğimiz dilde düşüneceğiz. Artık kendi dilimiz yok.
Kendi kendine konuşarak. Her yaptığını dillendir. I am walking now. I am watching tv.I was very busy. I have got....Bunu yapmak için biraz alt yapı olacak. Şimdi, geçmiş, gelecek diyecek kadar zaman bilgin olsun. Kuralları anlaşılır. Öğrenilebilir. I am cleaning, I clean, I cleaned, I will clean sana bir şey anlatıyorsa tamam. Konuşmak düşünmektir. Biz öğrendiğimiz dilde düşüneceğiz. Artık kendi dilimiz yok.

Ben bunların hepsini yaptım. Bir işe yaramıyor. Bir süre sonra bıkılıyor, istek kayboluyor. Diyenler var. Ben çevremden de şahitim. Hedef koymalısınız. Gol atılmayan bir maç düşünün. Gol atmak yok. Hedef koymak gerekir. İzlediğim filmi anlamalıyım. Duyduğum şarkıyı anlamalıyım. Bir kitabı, gazeteyi açıp okumalıyım.
Bir arkadaşımla ülke sorunlarını tartışabilmeliyim.
Bir arkadaşımla ülke sorunlarını tartışabilmeliyim.
1- Bir yabancı arkadaş edinin. Unutmayın karşıdan da arayan çok var. İnternet var mail var, msn........hele çevrenizde varsa çok şanslısınız.
2-Bir çalışma arkadaşı bulun. Bunun da çok isteklisi var. Hem motive eder zorunlu zaman ayırırsınız hem pratik yaparsınız. Sırf bu nedenle bir kursa gidin. Grup oluşturun. Günler düzenleyin. Belirli aralarla buluşun. Ama dikkat kendi diliniz ASLA yok .El, kol, resim, taklit ama kendi diliniz yok. Zorlayın kendinizi ve bolca hata yapın. Evde oturan adam trafik'te hata yapamaz. Kullanırsan hata yaparsın. Biz ne istiyoruz? Kullanmak. Hata kaçınılmaz. DALGA GEÇİN KENDİNİZLE. Çünkü yanlışı
fark ettiniz. Hata bu demek. O zaman doğrusunu öğrenirsin.
fark ettiniz. Hata bu demek. O zaman doğrusunu öğrenirsin.
3-İlginizi çeken bir kitap veya dergi bulun. Her gün okuyun. Önceleri bir şey anlamazsınız ama sonra emin olun hiç zorlanmayacaksınız.
Herkesin nedeni farklı. Yararlarını ben anlatamam. Ama müthiş keyifli. İşi olan işini yapıyor. Farklısınız, başkaları duyuyor siz anlıyorsunuz. Anlatabiliyorsunuz..Otomobil kullanmak gibi, enstruman çalmak gibi bir keyif. Ama öğrendikten sonra. Kilosu yok, metresi yok.Yaşamsal boyutta ihtiyacın kadar. Zorlama değil hobi. Dil öğrenenler unutma hastalığına yakalanmıyor diyorlar. ( Öğrenmeye devam edenler.)
İstemiyorsanız da zorlamayın kendinizi. Sıkmayın. Öğrenmeyin. Sizin gibi milyarlarca insan var. Ama farklı olanlar da var.
NASIL OLUŞTURALIM?
Present Simple. Present Continuous, Present Perfect.
Simple; fiilin ek almamış, (soru, olumsuz hariç) yardımcı almamış halidir. Simple present V1, Simple past V2, Simple future Will.V1.
V1 daha önce söyledik ek almamış, sözlükte bulduğumuz hali. Fakat her fiil için bunu söylemek imkansız. Farklı kelimeler halinde karşımıza çıkarlar.
Zorluklardan birisi de bu. Başlığımız neydi? Dilde karşılaşılan zorluklar. Nasıl yapalım? Özel çaba yok. Altından kalkması zor olur. Gördükçe öğren. Karşılaştın tanış.
Aramak için uğraşma. Zaten her yerde yazılı, devamlı dikkat çekiyorlar. Ezberle ve çok alıştırma yap. Hepimiz ezberliyoruz. Şunu ekle, bunu çıkar kuralı yok. Bazen tek bir harfi bile benzemez. Bunlar hız kesiyor, moral bozuyor, istek yok oluyor.Kısa bir süre yok sayın sonra o kendini hissettirir.
Present Simple Tense: Geniş zaman -ir,-er anlamı kazandırır. Alışık olduğumuz, hep yaptığımız işleri anlatmak için kullanılır. Cümle sıralaması; S+V1(s)+O."İ go to school."
Şimdi yeniden yazalım. S+V1(s)+O.Ne farketti? S.Neden parantez içinde? Bu istisnaları olan bir istisna. İstisna eski bir ifade ama kullanıyoruz hala. Bir kuralı anlatırken; fakat...ama..... lakin dediğimiz an dır.Ekler-S-,-ES- IES olabilir.Kuralı öğrenirken bunlara dikkat çekmek iyidir. Ama bence o kadar. Sonra yani kural kavrandıktan sonra yeniden incelenebilir.
Zaten bizi mecbur bırakır. I-you-we-they V1. He-she-it V1s. I read-you read-we read-they read-he reads-she reads. I do-He does. İstisna ancak ezberlenir.
Olaya espirili yaklaşırsak; V1 çok kaprisli, kendini fazla önemseyen bir görünümde. Olumsuzluk eki "not" fiilden sonra kullanılır. Yani fiil taşıyor demektir."Not" Siz bunu bir çanta gibi düşünün. Fiilin çantayı taşıması gerekiyor. (Not). Hazretleri çok asil ya. "Ben taşımam" diyor.Ama olumsuz olamazsın."O zaman bir yardımcı bulun." diyor.Buluyoruz. DO. Hatta üçüncü şahısta aldığı S var ya onu da taşısın diyor. Nasıl aldıysa? Do not-does not. Unutmayın kendi üzerindeki S'i veriyor.Bir kere daha S yazmak yok. Nasıl? Şöyle: Olumlu "She reads" Olumsuz" She doesn't read." Soru formu için kuralı söyliyelim.Yüklem özne yer değiştirecek. S.V.O olumlu.V.S.O? soru. Peki V1 yer değiştirir mi?HAYIR!"Yardımcı gitsin, ben gitmem"der.Do-does.S.V1.O? Do you read?Does she read?
Present Continuous:
Yor anlamını verir. Devam etmekte olan işleri anlatır.Yardımcısı "BE" .Zamanın önündeki Present ifadesi yardımcı fiilin zamanını gösterir.Be'nin Simple Present'ı :am-is-are. I am-you are-he/she/it is-we are-they are. Buna V1+ ing(present participle) ekleyerek elde ederiz. "I am cleaning."they are cleaning." BE hem kendi anlamında hem yardımcılık görevinde yer değiştirme ve NOT alma yeteneğine sahiptir. "I am a teacher" cümlesi hiç yardımcı kullanmadan "I am not a teacher" haline gelir.Bu BE' nin özelliğidir. Continuous olarak; I am cleanig-I am not cleaning. Are you listening? Şeklinde kullanırız.
Present Perfect: Bizde gramer karşılığı yok. Anlamı hala, henüz, bile anlamlarını içeriyor.Yardımcısı HAVE. Yanına V3 geliyor.V3 nedir? Fiilin 1.hali+ed=V2=V3. Bu iş bu kadar kolay değil. Kurala uymayanlar var. Ama bunların listeleri gramer kitaplarında veya sözlüklerde var. Kuralımız ne? Ezberle. Ama yeri geldikçe öğren. Bunun için hazır olmayabilirsin, zamanın yetmeyebilir. Dert etme böyle olduğunu bil. Onlar sana kendilerini karşılaştıkça öğretirler. Have yardımcı olduğu için "not" alır. Yer değiştirir. I have cleaned. They haven't cleaned. Have you helped. V3 hep aynı kalır. 3rd singular 3.tekil şahıs has dir.Has he helped? gibi.
6 - Hala devam ediyoruz
İki şey ortada. Hem konuşma alışkanlığı olacak hem de konuşacak konu. "Eee daha daha nasılsınız? " sorularını hatırlayalım. Peki konuşabilecek miyiz? Elbette. Dilde ezber çok önemlidir.Kimse konuşurken kurduğu cümlede: "Bu özne, bu yüklem." demez .Daha önce-kim kurmuşsa kurmuş, siz veya başkası-kurulmuş cümleleri tekrar ederiz. Gitmek fiili tektir. 5 çeşidi yoktur. Her insan "Pazara gidiyorum" der. Bu hazır bir kalıptır ,yerinden alınır, kullanılır. Konuşma alışkanlıktır. Okulda sayılar, günler, renkler, sıra, sınıf vb öğretilir. Otobüse binilir, inilir. Hepsi bu. Sonra küresel ısınma konusunda bildiri sunayım. Sunamaz mı? Elbette sunar. O donanımı edindiğinde.Yoksa kem küm. Bilgi yoksa konuşmak, yazmak da yok. Günlük konuşma? 250 kelime. Yardımcı dil Tarzanca.
Öğretmek. Ustalık. Karşılığı bu. Davranış kazandırmak. Kullandırmak. Ne yapmalıyım?
1-Özendir.
2-Sabırlı olmayı anlat.
3-Soru ve önerilere 40 yıllık deneyimini kat.
Yalnız başınıza bir koltuğa oturun. Bir fincan çay-kahve alın. Kapatın gözlerinizi. Kendi eseriniz olan bir oyun oynayacaksınız hayalinizde. Bütün karakterler sizsiniz. Replikleri prova yaparak tekrarlayın. İstediğinizi yapın. Özgürsünüz. Hatta bir eseri bile kopyalayabilirsiniz. KONUŞUN. KONUŞUN. HAVAYA GİRİN. Sonra kendinizi alkışlayın. Hemen bir arkadaş edinin. Anne babanızı veya çocuklarınızı ikna edin. Evde başka dil kullanın. Zorlayın kendinizi.Herkes yapabilir.
Öğretmek. Ustalık. Karşılığı bu. Davranış kazandırmak. Kullandırmak. Ne yapmalıyım?
1-Özendir.
2-Sabırlı olmayı anlat.
3-Soru ve önerilere 40 yıllık deneyimini kat.
Yalnız başınıza bir koltuğa oturun. Bir fincan çay-kahve alın. Kapatın gözlerinizi. Kendi eseriniz olan bir oyun oynayacaksınız hayalinizde. Bütün karakterler sizsiniz. Replikleri prova yaparak tekrarlayın. İstediğinizi yapın. Özgürsünüz. Hatta bir eseri bile kopyalayabilirsiniz. KONUŞUN. KONUŞUN. HAVAYA GİRİN. Sonra kendinizi alkışlayın. Hemen bir arkadaş edinin. Anne babanızı veya çocuklarınızı ikna edin. Evde başka dil kullanın. Zorlayın kendinizi.Herkes yapabilir.
5 - Yazının devamı
"Ne zaman gideceksiniz?" sorusuna yarın cevabı verilebilir. Bunun ögeleri eksik. Hani özne, yüklem..denmez. Anlatımda böyle bir tarz vardır. Yabancı dostlarımız hayretle şu soruyu sorarlar."Neden bu kadar mükemmel konuşuyorsunuz? "Haber sunucusu değilsin. Tiyatro oyuncusu değilsin. Şurada sohbet ediyoruz. ZINK. Neden? Başka bilmiyorum. Bunu öğrettiler ben de bunu öğretiyorum. Çok iyi anlatabildiği halde sırf gramer hatası yaptı diye not vermedim çocuklara. Oysa amaç anlaşmak değil mi?Üstelik bir başkasının dilinde anlatmış.Amaç hasıl olmuş. Olmaz. Neden? Gramer hatası var."İki ekmek alıyorsun" diyen adama dili sökmüş demek mi? Adam iki ekmek istemiş sende anlamış san mesele yok. Benim de çok katıldığım bir kural var yanlışı düzeltmek çok zordur. Anlatamıyor san ertele.Yanlış belletme. Çocuklar top oynarken "bana,bana" diye sesleniyor."Ali lütfen topu bana atar mısın ?"diyecek hali yok. Pazarcıya sorarsın domates kaç lira? Cevap: 1.5. Soru ne olacaktı? Domatesin kilosu kaç lira?Bizde domates kilo ile satılır. Taneyle satılan yerler de var. Ama sorduk hatta gösterdik. Bu kaç para? Cevap 1.5. Oysa cevap ne olmalıydı? Domatesin kilosu 1 lira 50 kuruş. Güldünüz değil mi? Gördünüz mü neden öğrenemediniz. Öğrenme nedir? Kazanılan bilgilerin davranış haline getirilmesidir. Bilgi var mı? Var. Davranış? Yok. O zaman davranın bakalım. Öğrenmeye başlıyoruz. Benim çocuklar lisede. Hazırlık falan okudular.Hatta dil alanı. Bir bayan ATM soruyor. Dillerini yuttular. Tık yok. Ne oldu?Korktuk, panikledik, heyecanlandık. Aynı yerde bayanlar fasulye ayıklıyor. Bir Alman, bir Danimarkalı.İki Türk. Ortak bildikleri tek kelime yok . Muhabbet yıkılıyor.Ama kullandıkları bir dil var. Tarzanca. Tarzan vahşi bir ortamda tek insan varlık olarak diğer varlıklarla yaşamak zorunda kalmış bir kişi. Kah maymun olmuş, kah fil, kah aslan. Hepsiyle anlaşmış. Nasıl. Ses, el kol hareketi, taklit vs. Kelime yok. Haliyle cümle de yok. Kural da yok. Böyle anlaşmak mümkün mü. Evet. Peki benim çocuklar neden donup kaldı? Korku, heyecan, panik neden olur? Buna benim cevap vermek için bilgim yetmez. Pedagoji okudum ama bu uzmanlık sorusu. Pratik yani uygulama yok. Alışkanlık yok. Hepimiz deriz ben anlıyorum ama konuşamıyorum. Bir alışkanlık yok. İki bilgi yok. Konuşmak için bilmek lazım. Her gün basıp geçtiğimiz taş hakkında sadece 5 dakika konuşmayı deneyin. Tabi kendi dilinizde. Eğer yer bilimci veya taş ustası değilsen nafile.Olmaz. Yapamazsın.
4 - Başka bir bakış.
Şimdi başka bir açıdan bakalım. Kural, gramer, özne, yüklem... Bunları aklımıza getirmeyelim şimdilik. Ali Efendi çok iyi bir hatiptir. Ama bu saydıklarımızı bilmez. Peki ne yapmıştır Ali Efendi? Önce işitmiş sonra taklit etmiş. "Ali iki ekmek al" demişler. "İki ekmek aldım" demiş. Al ile aldım arasındaki farkı görmüş. Ama yıllar içinde. Hemen değil. "Yarın kasabaya gideceğiz" demişler. Önce yarını sonra birlikteliği anlamış. Birlikte, beraber. Tek değil. "Gideceğiz"gelecek farkına varılmış. Anlatmaya yada anlamaya çalışırken dikkati eyleme verirsek bu işi yaparız .Ben derim ki ;Okumuş yazmış insanlarız. Alt yapımız var kullanmakta olduğumuz bir dil var. Kuralları var. Fark edilmiş şeyler var. Neden"zamanla" diyelim? ŞİMDİ.HEMEN. Parola bu. Yıllarca öğrettiğiniz dili ana dile dayandır mayın dediler. Girmediğimiz kılık kalmadı. Aktör ol. Ressam ol. NE ANLATIYORUZ? TAVUK. ADAM SONUNDA NE ANLADI? TAVUK. Bunun dil olarak bir sembolü var. T a v u k. Öğrenilen dildeki karşılığı da şu. Bitti. Ana dile dayansın. Öğrenilen bilgilerden yararlanılsın. Zorunlu eğitim şu kadar yıl oldu. Artık bunları okumayan mı var?
Eylem en önemlisi dedik. Kim(yapıyor), ne(yapıyor), nasıl(yapıyor), kiminle(yapıyor)? Yaptı yada yapacak? Bu soruları yerine yaz. İşte ayrıntılı bir cümle.6 şahıs var, isimler zaten adı üstünde. Öğren bunları. Artık çok şey biliyorsun. Filan yıl okudum bir şey anlamadım. Bu iftira. Ne yılların, ne emeğin, ne paran boşa gitmedi. Sadece biriktirdin nasıl kullanacağını bilmiyorsun. Hadi çıkaralım onları yerlerinden ve başlayalım kullanmaya. Bizim işte kayıp yok. Hep kazanırız. Moral yüksek, istek üst seviyede. Gelelim tekrar eyleme. Bir iş, bir oluş anlatır. Yürümek-zengin olmak. Eylem işin adını, özneyle birlikte şahsını, zamanı, vb gösterir. Biz bu haline fiil çekimi deriz. Durun. Durun. Panik yok. Sizi gramer kurallarına boğmayacağım. Sadece bir hatırlatma. Tek kelimelik cümle olur mu? Önce nedir cümle? Bir işi, oluşu mümkün olduğu kadar soru sor durmadan anlatmaktır.Çok sayıda ögesi olabilir. Cevap olur. Önceden açıklama yapılmışsa veya soruya cevapsa evet.
Eylem en önemlisi dedik. Kim(yapıyor), ne(yapıyor), nasıl(yapıyor), kiminle(yapıyor)? Yaptı yada yapacak? Bu soruları yerine yaz. İşte ayrıntılı bir cümle.6 şahıs var, isimler zaten adı üstünde. Öğren bunları. Artık çok şey biliyorsun. Filan yıl okudum bir şey anlamadım. Bu iftira. Ne yılların, ne emeğin, ne paran boşa gitmedi. Sadece biriktirdin nasıl kullanacağını bilmiyorsun. Hadi çıkaralım onları yerlerinden ve başlayalım kullanmaya. Bizim işte kayıp yok. Hep kazanırız. Moral yüksek, istek üst seviyede. Gelelim tekrar eyleme. Bir iş, bir oluş anlatır. Yürümek-zengin olmak. Eylem işin adını, özneyle birlikte şahsını, zamanı, vb gösterir. Biz bu haline fiil çekimi deriz. Durun. Durun. Panik yok. Sizi gramer kurallarına boğmayacağım. Sadece bir hatırlatma. Tek kelimelik cümle olur mu? Önce nedir cümle? Bir işi, oluşu mümkün olduğu kadar soru sor durmadan anlatmaktır.Çok sayıda ögesi olabilir. Cevap olur. Önceden açıklama yapılmışsa veya soruya cevapsa evet.
3 - Devam ediyoruz.
Bunların üstesinden nasıl geleceğiz? Basit. Slogan yardımıyla. İlk slogan: " eylem ortaya. "Adam dilimizi sökmüş. Ne demiş? "Ben istiyor iki ekmeks "Hayranlık, alkış, takdir.Türkçe kelimeleri kendi dilinde söylemiş. Dilimizi falan sökmemiş. Eylemi ortaya almış. Bizde nerededir? Sonda. Biz; "Ben iki ekmek istiyorum." deriz .Bu bizim dilimizdir. Öteki diğer kişinin dilidir. Şunu vurgulayalım dillerin yapıları farklıdır. Bunu anlatamadığımız için insanlar dil öğrenemiyor. Satrançta kurallar vardır .Öğrenirsin fakat o tahta bir savaş alanı, bir kıyamet yeridir. Hamle yapmak beynini zorlar insanın. Dil de aynı ama burada kıyamet kopmaz. BİR MÜCADELE YOKTUR. Rahat bir şekilde kurarsın cümleni kuralına göre. Uluslarası bir ödül peşinde değilsen tabi. Eylemi ortaya almak yeter mi? Hayır. Bir de sözlük alman gerek. İstekliysen sabırlısın demektir. Sabır çok önemli çünkü. Acele, öfke, yıkılma yok. Öğrendiğimiz dil; eylem sırasını esas alır. Önce ben, sonra yaptığım iş sonra işten etkilenen. "I go to school. "Eylem ortada. Eylem çok önemlidir. Neredeyse bütün soruları ona sorarız. Kim, ne, nerede, nasıl vb. Cevaplar yerlerine yazıldıkça cümle büyür. Altın kural. Cümleyi büyük tutma ama eksik bilgi de verme. Gerekirse ikinci bir cümle kur. Bizim dilimizde olduğu gibi bazı dillerde fiil çekimi olur. Ama örneğin İngilizce buna ihtiyaç duymaz. Ama bazı özel formları vardır. "Gidiyorum. "Hem şahıs hem de çekim eki bulundurur. Yor zamanı, m de şahsı gösterir. "Go to school" Okula gitmektir. Önüne şahıs yada isim yazarsın olur. Dikensiz gül var mı? Burada eskilerin istisna dediği şeyler vardır.Kural budur fakat....İşte bu ayrılıkları öğrenebilirsen yazarsın, konuşursun, anlarsın. 2x2=4 bazen 5. Bu matematikte mümkün değil. Fakat dilin olmazsa olmazıdır. 2x2=4 bazen 5, bazen 6, 7. Genede unutulmamalıdır bir KURAL vardır. Yürümesini bilen farklı yerlerde kolayca yürür. Güle oynaya, sıkılmadan, yapamadığımızı değil yaptıklarımızı görerek, dünden farklı olduğumuzu hissederek yürüyelim. "Sweet of succes" diyorlar buna"başarının tadı.
2 - Kaldığımız yerden devam edelim.
Kaldığımız yerden devam edelim. İletişim; başkaları ile anlaşabilme. Anlamak, anlatmak. Önceleri çıkarılan seslere anlamlar yüklenmiş, sonra duvarlara, yerlere resimler çizilmiş veya taklitler yapılmış. Tam bir dil oluşmamış. Ama anlaşmışlar.Yaşam basit, ihtiyaçlar basit. Anlatılacak bir şeyler yok. Sadece zorunlu ihtiyaçlar. Belki karın ağrısı, belki baş ağrısı veya bir hayvan, düşman saldırısı. Korku, sevinç, keder. Tam kaynak ismi veremem ama 10 veya 15 kelimelik bir dile sahip kabileden bahsedilir. 10 kelime ve bir yaşam. Mutluluk var, ölüm var, doğum var. 10 kelimelik bir yaşam; para yok, moda yok, turizm yok, tıp, güzel sanatlar, Barça, Messi yok. Yeter 10 kelime insana. Yaşadığımız an ; resesyon var, komplo teorileri var, ofsayt var çık işin içinden. Dil bilmek...Sanılır ki dil bilen adam herşeyi bilir. Dünya'yı bilir mi? Su samuru ne demek biliyor musun? Hayır. Ne büyük eksiklik. Bir de dil biliyorsun! Dil bilmekle hayatı bilmek, dünyayı bilmek ayrı şeyler. Filan köyde Ayşe Hanım veya Ali Efendi bir anlatırlar, dünya ağızlarının içine bakar. Tahsil yok, okuma yazma yok. Özne ne demek? Zarf, bağlaç? Ama onun gibi kimse anlatamıyor. Ayrıca beden dili, eller, gözler de kullanılır onların anlatımında.
Buradan nereye varalım?
1-Esas olan anlaşmaktır.
2-Anlaşabilmek için konuşmak gerekir.
3-Anlaşabilmek için yazmak gerekir.
4-Anlaşabilmek için idrak ve çaba gerekir.
Çocukluğumda hiç konuşmadan anlaşan insanlar vardı etrafımda. El, kol hareketleri, yüz, göz işaretleri. Hani dedik ya 10 kelimelik bir kabile varmış diye.10 kelimeyi işaretlere dökmek zor olmasa gerek. Günlük yaşamda, ben saymadım ama, 250 kelime yeter deniyor. Size 250 kelimenin ne olduğunu açayım. Bunu içinde isimler var, eylemler var, zamanı gösteren kelimeler var. Buraya bir nokta koyalım.
Şimdi diyelim 50 eylem var. Bir kenara yazdık 50. Üç ana zaman var:şimdi, geçmiş,gelecek. 3x50=150 6 şahıs var; ben,sen,o...6x150=900 Her cümlenin olumsuzu, sorusu hatta olumsuz sorusu var. 3600. Etken, edilgen çatı var....(10 dan fazla zaman olduğunu ileride göreceğiz.)
Buradan nereye varalım?
1-Esas olan anlaşmaktır.
2-Anlaşabilmek için konuşmak gerekir.
3-Anlaşabilmek için yazmak gerekir.
4-Anlaşabilmek için idrak ve çaba gerekir.
Çocukluğumda hiç konuşmadan anlaşan insanlar vardı etrafımda. El, kol hareketleri, yüz, göz işaretleri. Hani dedik ya 10 kelimelik bir kabile varmış diye.10 kelimeyi işaretlere dökmek zor olmasa gerek. Günlük yaşamda, ben saymadım ama, 250 kelime yeter deniyor. Size 250 kelimenin ne olduğunu açayım. Bunu içinde isimler var, eylemler var, zamanı gösteren kelimeler var. Buraya bir nokta koyalım.
Şimdi diyelim 50 eylem var. Bir kenara yazdık 50. Üç ana zaman var:şimdi, geçmiş,gelecek. 3x50=150 6 şahıs var; ben,sen,o...6x150=900 Her cümlenin olumsuzu, sorusu hatta olumsuz sorusu var. 3600. Etken, edilgen çatı var....(10 dan fazla zaman olduğunu ileride göreceğiz.)
1 - Neden Buradayız?
Yaş 20 ilk ders verme denemem.Yaş 62 hala deneme devam ediyor. Bitiremedim. Bitmez kendimi unutana kadar. Ahmet BAŞARAN Tavşanlı 50 doğum.
Atatürk Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı, İTİA Eskişehir Yabancı Diller Ens. Çevre Eğitimi İngilizce Bölümü. İki kız evlat,bir kız torun. İkamet İzmir.
Simav Lisesi, Kütahya Öğretmen Okulu, Kütahya İmam Hatip Lisesi, Kütahya Lisesi, İzmir Hürriyet Lisesi görev yerleri. Türkçe, Fransızca, İngilizce, Bilgisayar Öğretmenliği.
Neden buradayız? Bu kadar yılın bende bıraktıklarını paylaşmak için. Önce üç dilde öğrenci oldum. Sonra üç dilde öğretmen oldum. Yabancı Dil Öğretmeni çocuklarım hatta torunlarım var. Tabi öğrenci bazında. Aynı anda üç nesille görev yapmak nasip oldu. Hocalarım, ben, Öğrencilerim.
Şimdi soru: bu iş neden zor? Cevabı yok .Soru yanlış. Çok kolay aksine. Pek çok itiraz neden bende yok. Çünkü inanmadın. Aslında yaptın. Yaptığını göremedin .Bir anda çok istedin ve bulamadın. Bundan daha doğal ne olabilir? Ne kadar istediğin önemli. Hiç duymayan veya hiç görmeyen daha da kötüsü ikisi birden hem görmeden hem duymadan yaşayan insanı düşün. iletişim sadece gözle mi ya da kulakla mı olur? Hissetmek, algılamak esastır.
Nasıl başlayalım? Önce isteyelim sonra yetinmeyi bilelim. Çok uğraştım ama yapamadım. Çok duyulan bir cümle. Ne kadar yapamadın? Tersi ne kadar yaptın? Anne karnında sadece ses duyan bebek iki yaşında anlar ve anlatır. Okula gitmez, kursa gitmez, özel öğretmen yoktur. Zaman ona bu becerileri kazandırır. Duymayan işaret dilini, görmeyen yazı dilini kazanır. Dünyanın en iyi avukatı, bilim adamı, tüccarı olur. Efendim ne kadar biliyorsunuz? İşte cevabı bir ton şaka yaptım yüz metre. Var mı böyle bir ölçü? Sana ne kadar gerekli. Belirle onu öğren. Otomobil yerine otobüs almanın ne anlamı var?
Devam edecek...
Atatürk Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı, İTİA Eskişehir Yabancı Diller Ens. Çevre Eğitimi İngilizce Bölümü. İki kız evlat,bir kız torun. İkamet İzmir.
Simav Lisesi, Kütahya Öğretmen Okulu, Kütahya İmam Hatip Lisesi, Kütahya Lisesi, İzmir Hürriyet Lisesi görev yerleri. Türkçe, Fransızca, İngilizce, Bilgisayar Öğretmenliği.
Neden buradayız? Bu kadar yılın bende bıraktıklarını paylaşmak için. Önce üç dilde öğrenci oldum. Sonra üç dilde öğretmen oldum. Yabancı Dil Öğretmeni çocuklarım hatta torunlarım var. Tabi öğrenci bazında. Aynı anda üç nesille görev yapmak nasip oldu. Hocalarım, ben, Öğrencilerim.
Şimdi soru: bu iş neden zor? Cevabı yok .Soru yanlış. Çok kolay aksine. Pek çok itiraz neden bende yok. Çünkü inanmadın. Aslında yaptın. Yaptığını göremedin .Bir anda çok istedin ve bulamadın. Bundan daha doğal ne olabilir? Ne kadar istediğin önemli. Hiç duymayan veya hiç görmeyen daha da kötüsü ikisi birden hem görmeden hem duymadan yaşayan insanı düşün. iletişim sadece gözle mi ya da kulakla mı olur? Hissetmek, algılamak esastır.
Nasıl başlayalım? Önce isteyelim sonra yetinmeyi bilelim. Çok uğraştım ama yapamadım. Çok duyulan bir cümle. Ne kadar yapamadın? Tersi ne kadar yaptın? Anne karnında sadece ses duyan bebek iki yaşında anlar ve anlatır. Okula gitmez, kursa gitmez, özel öğretmen yoktur. Zaman ona bu becerileri kazandırır. Duymayan işaret dilini, görmeyen yazı dilini kazanır. Dünyanın en iyi avukatı, bilim adamı, tüccarı olur. Efendim ne kadar biliyorsunuz? İşte cevabı bir ton şaka yaptım yüz metre. Var mı böyle bir ölçü? Sana ne kadar gerekli. Belirle onu öğren. Otomobil yerine otobüs almanın ne anlamı var?
Devam edecek...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)